ORTADOĞU’DA PKK ÖNCÜLÜĞÜ VE PRATİK ADIMLAR

16 Mar 2019

 

 

Ali Haydar Kaytan

Kuşkusuz bir Önderlik hareketi olarak PKK’nin ilk ortaya çıkışından itibaren bir öncü hareket olma iddiası ve iradesi söz konusudur. Her Önderlik hareketi böyle bir iddiayı taşımak durumundadır. Zaten öyle bir iddiayla ortaya çıkmayan bir hareket Önderliksel bir hareket olamaz. PKK ise bir parti olarak var olmadan önce bir Önderliksel doğuşa, çıkışa dayandı ve Önderliksel çıkış tarafından bu temelde hazırlandığı için baştan itibaren güçlü bir öncülük iddiasına sahip bulunmaktadır. Elbette böyle bir durum bazı nesnel sonuçlara dayanmaktadır. Bunlardan bir tanesi 1920’den itibaren Ortadoğu’ya dayatılan ulus-devlet sisteminin Kürdistan’ı bölüp parçalayarak Kürt toplumuna soykırımı dayatmasına karşı, Koçgiri’den başlayıp en son Başurê Kürdistan’daki KDP direnişine kadar Kürdistan’ın dört parçasında gelişen direnişlerin yenilip ezilmesi ve bu temelde Kürt önderliklerinin imha ve tasfiye edilmesi sonucunda Kürdistan’da ortaya çıkmış olan önderlik boşluğunun doldurulması, toplumun önderlik ihtiyacının karşılanmasıdır.

Diğer önemli bir nesnel durum ise 12 Mart 1971 faşist-askeri darbesinin Türkiye’de gençliğe dayalı gelişen devrimci önderlikleri katletmesi temelinde Türkiye genelinde ortaya çıkan önderlik boşluğu ve ihtiyacıdır. Önder Apo’nun tüm bu sonuçları değerlendirerek tarihsel görev ve sorumluluk üstlendiği ve bu temelde önderlik iddiasını geliştirip, önderliksel çıkış yaptığı bilinen bir gerçektir. Bu nedenle PKK çıkışının bir önderliksel doğuş olduğu ve bunun da güçlü bir öncülük iddiasını kendi içinde taşıdığı, tartışmasız bir gerçektir. Artık söz konusu öncülüğün niteliğinin bilinmesi ya da özelliğinin bilinmesi ve doğru anlaşılması gerekir. Söz konusu öncülük iddiası esas itibariyle ulusal öncülük düzeyindedir. Önderliksel çıkış ve bu temelde şekillenen PKK gelişimi Kürdistan’da öncülük boşluğunu doldurmak, öncülük ihtiyacını karşılamak temelindedir. Yani kendisini ulusal öncülük düzeyinde ele almakta, böyle bir iddia ile ortaya çıkmaktadır. Başlangıçta bu durumu aşan bir karakteri kesinlikle yoktur. Önderliksel çıkış döneminde özellikle Türkiye’de Mahirlerin, Denizlerin, İbrahimlerin vahşice katledilmesi ardından oluşan önderlik boşluğunu gidermek, ihtiyacı karşılamak üzere, Türkiye devrimci gençlik hareketiyle birlikte var olma ve çalışma esas alınmışsa da, daha sonra bir yandan sosyal şovenizmin bölücü, itici, parçalayıcı yaklaşımları nedeniyle, diğer yandansa devrimci gelişmenin ideolojik, örgütsel ve eylemsel düzeyde Kürdistan’da daha zayıf olması ve bu zayıflığın giderilerek, devrimci hareketin Kürdistan kolunun da aktif-işler hale getirilmesi anlayışıyla daha çok Kürdistan’da örgüt ve eylem geliştirmeye yönelmiştir.

Bu temelde Önderliksel doğuş ve PKK oluşumu kendisini Kürdistan devriminin ve Kürdistan Ulusal Özgürlük Hareketinin öncülüğü olarak baştan itibaren iddialı bir biçimde tanımlamış, bu temelde hem stratejik müttefik olarak Türkiye devrimiyle ortaklaşmayı hem de dünya demokratik devriminin Kürdistan kolunu ortaya çıkartıp harekete geçirmeyi öngörmüştür. Bu anlamda kendisini dünya ve Türkiye devriminin Kürdistan kolu, Kürdistan öncülüğü olarak tanımlamış, bu temelde pratikleştirmeye çalışmıştır. Dolayısıyla önderliksel doğuş ve partileşme sürecinde bölgesel ya da dünya düzeyinde bir öncülük iddiası ve kendisine böyle bir misyon yükleme durumu, kesinlikle söz konusu değildir. Kendisini Ortadoğu ve dünya devriminin Kürdistan kolunu harekete geçirmekle sorumlu görmekte, bunu yaptığı oranda Ortadoğu ve dünya devrimiyle bütünlük oluşturacağına inanmaktadır. Dolayısıyla PKK’nin Ortadoğu’da öncülük misyonu üstlenmesi, dünyayı etkiler hale gelmesi, dünya halklarının, ezilenlerin kurtuluş ve özgürlük yolunu aydınlatan bir çizgiyi Önderliksel düzeyde ortaya çıkartması, ulusal bir Önderlik iddiasıyla doğuş ve çıkış yapan Önder Apo’nun, bölgesel ve küresel düzeyde bir Önderlik misyonu kazanıp evrenselleşmesi daha sonraki süreçte gelişmiştir.

Peki, söz konusu bu gelişmenin yaşanan pratik adımları nelerdir? Böyle bir soru temelinde konuyu ele aldığımızda kuşkusuz birinci adım olarak Önderliksel doğuşu, yani bir ideolojik çizgi olarak var olmayı ele almamız gerekiyor. Bunun da 1970 ve 1977 arasındaki süreçte yaşanan gelişmeler ve yürütülen çalışmalarla gerçekleştiğini biliyoruz. Böyle bir gerçekleşmede Önder Apo’nun 1972’deki tutuklanışı ve cezaevi yoğunlaşmaları, cezaevinden çıktıktan sonra Haki Karer ve Kemal Pir’le tanışıp onlarla bir evde kalıp, orayı bir yoğunlaşma okulu haline getirmeleri, buna dayalı olarak 1973 Newroz’unda oluşan ideolojik yoğunlaşmayı örgüte ve eyleme dönüştürmek amacıyla Çubuk Barajında altı kişilik bir toplantı yapıp, PKK örgütlenmesinin temelinin atılması olan ilk örgütsel adımın atılması. 1973-75 sürecinde Ankara Demokratik Yükseköğrenim Derneği etrafında Türkiye Devrimci Gençlik Hareketiyle birlikte yürütülen ideolojik grup çalışmaları, 1976 başından itibaren söz konusu ideolojik grubu Kuzey Kürdistan’a taşırma ve Kuzey Kürdistan’ın büyük kentlerinde bir gençlik hareketi haline getirme adımlarını saymak gerekir. Bütün bunlar yeni bir Önderliksel doğuşu ifade etmekte, onun temel adımları olmaktadır. Bu temelde yeni bir ideolojik duruş, yeni bir yaşam felsefesi, yaşam ilke ve ölçüleri, yani ret-kabul ölçüleri, yeni bir yaşam sistemi ortaya çıkmakta, mevcut sömürgeci-soykırımcı ulus-devlet sisteminden kopularak, Kürt özgürlüğünü esas alan, alternatif bir yaşamı var etmeyi içermektedir. Hiç kuşkusuz esas olan budur, temel bu biçimde atılmıştır.

Daha sonraki bütün adımlar bu ilk çıkışın, temelin üzerinde sağlanmıştır. Bu nedenle Önderliksel doğuşu ve ideolojik çizgi olmayı doğru anlamak ve önemsemek gerekir. Önder Apo resmi tarihini, bu temelde yürütülen mücadeleleri her yılın gelişimini kendi özgünlüğünde değerlendirmiş, önemsemiş, son derece anlamlı ve doğru anlaşılmayı gerektiren karakterde olduğunu ifade etmiştir. Ancak bu ifadeye her zaman şunu da eklemiştir: “Evet, böyle bir tarihsel kesit ve onun her adımı çok çok anlamlı ve önemlidir, ama çok daha önemlisi de ondan önceki PKK’nin hazırlık süreci olmaktadır.” Yani Önderliksel doğuş ve ideolojik çizgi olma dönemini daha sonraki gelişmelerin hepsinin temeli olarak çok daha anlamlı ve değerli bulmuştur. PKK’nin bütün temel özelliklerinin orada, o dönemde var edildiğini her şeyin orada saklı olduğunu, PKK’yi ancak oradan araştırılıp anlaşılabileceğini, kökünün orada olduğunu, doğru PKK anlayışını, ancak o dönemin özellikleri kavranarak geliştirilebileceğini ifade etmiştir. Bu nedenle Önderliksel doğuşu, ideolojik grup olmayı sistemli bir düşünce gücü olarak kendini ifadeye kavuşturmayı, bu temelde örgüt kurmaya, eylem olmaya, insanları bir araya getirmeye cesaret ve cüret etmeyi doğru anlamak ve çok önemsemek gerekir. Neden? Çünkü öyle bir dönemde hazır hiçbir şey yoktur. Her şey sıfırdan, hatta sıfırın altından araştırılıp bulunarak adeta yaratılmaktadır. Dişle-tırnakla sökülerek çıkartılmakta, bir araya getirilip yeni bir şey inşa edilmektedir.

 

Bütün Büyük Düşünsel Hareketlerin Doğuş Dönemleri Önemsenmelidir

 

Her doğuş ve çıkış dönemi benzer özellikler taşır ve gerçekten de önemlidir. Bütün büyük düşünsel hareketler, doğuş dönemini önemsemişlerdir. Örneğin: İslâmi çıkış, peygambersel doğuş dönemini çok önemsemiş ve kendi özgünlüğü içerisinde genişçe ifade etmiştir. Yine İsevi çıkış, ilk doğuş dönemini çok çok anlamlandırmıştır. Musevi çıkış açısından ya da İbrahimi çıkış açısından da gerçeklik bundan farklı değildir. Yine sol-sosyalist hareketler açısından da örneğin Bolşevik partisi ve Leninist çıkış kendisini çıkış döneminin temel özellikleri ile sürekli donatmış, taze tutmuştur. Geneldeki bu durum elbette inkâr edilen ve imha edilmek istenen, sömürgeci-soykırımcı bir faşist diktatörlük altında ezilip yok edilmek istenen Kürt varlığı ve Özgürlük Hareketi açısından çok daha fazla anlam ve önem taşımaktadır. Çünkü burada çok bilinçli, örgütlü bir karşı faaliyet, egemenlik sistemi vardır. Söz konusu önderliksel çıkışlar ve ideolojik oluşumlar açısından daha baştan idam ve imha fermanı çıkartılmıştır. Daha önceki katliam ve soykırım süreçlerinde, örneğin Dersim soykırımında görüldüğü gibi söz konusu çıkışlar değil, öyle bir çıkış ihtimalini ruhunda, beyninde geçirme ihtimali olanların bile katledilmesine dair ferman çıkartılmıştır. Dolayısıyla bir yandan tehdit ve tehlike büyüktür, baskı ve şiddet çoktur, diğer yandan imkân ve fırsat yoktur. Her şey yasaklanmış, yok edilmiş, Kürdün adı, Kürtlüğün adı, Kürt ve özgürlük kavramlarının, kelimelerinin bir araya getirilme durumu tümden ortadan kaldırılmıştır. Her şey yaratıcı beyin ve emek gücünün sonucu olarak ortaya çıkartılmak durumundadır. Yani hazır hiçbir şey olmadığı gibi kolay bulunan ve elde edilen bir durum da söz konusu değildir. Her şeyi zorla yoktan var etme biçiminde arayarak bulma ve inşa etme ile söz konusu gelişmeleri yaratma durumu yaşanmıştır. Bunun da ne kadar ciddi bir iş olduğu, zorluklar içerdiği, ne kadar ciddi bir çaba istediği ve yaratıcılık gerektirdiği açıktır.

İşte Önder Apo Önderliksel doğuş ve ideolojik şekillenme döneminde tüm bu gelişmeleri esas itibariyle kendi gücüyle ve çabasıyla yaratmayı bilmiştir. Kuşkusuz çeşitli biçimlerde kendisine yardım edenler olmuşlardır; Haki Karer, Kemal Pir, Mazlum Doğan, Hayri Durmuş gibi, ilk Apocular olan ve şehadetleriyle Önderlik çizgisini parti ve gerillaya dönüştüren bu kahramanca tutumlar, söz konusu Önderliksel çıkışa çok önemli katkılar yapmışlardır. Ama esas itibariyle tüm bu çıkışı Önder Apo’nun kendi gücü ve çabasıyla yarattığı da bilinen ve inkar edilmemesi gereken bir gerçekliktir.

İkinci adım olarak örgüt ve eylem haline gelme, yani partileşme sürecini ele almamız gerekiyor. Birinci adım Önderliksel doğuş ve ideolojik şekillenme iken, bunun Kürdistan ve Türkiye’de var olan boşluğu ve ihtiyacı karşılayacak bir devrimci çizgide gerçekleşmesi söz konusuyken, ikinci adım olan partileşme yani örgüt ve eylem haline gelmenin de örgütsel öncülüğe duyulan ihtiyacı karşılama, bu temelde yaşanan boşluğu giderme gibi bir özelliği vardır. Aynı zamanda Önderliksel doğuş ve ideolojik şekillenmenin devrimci ilke ve ölçülerine uygun bir örgüt ve eylem haline gelebilme sorunu da vardır. Çünkü Önderliksel doğuş çok devrimci, radikal olabilir, ideolojik şekillenme çok keskin ve devrimci radikalliğe sahip bulunabilir. Ama bütün bunların herhangi bir sapmaya, revizyona uğramadan özüne uygun bir örgüt ve eylem haline gelebilmesi de çok çok önemlidir. İşte bizzat Önder Apo’nun pratik öncülüğünde PKK’nin kuruluş süreci, Önderliksel doğuşun ve ideolojik çizginin özüne uygun bir devrimci radikallikle gerçekleşmiştir. PKK bu temelde şekillenen bir öncülük olmuştur. Dolayısıyla öncü örgüt ihtiyacı, PKK isimli bir partileşmeyle ideolojik çizginin devrimci özüne uygun bir biçimde gerçekleştirilmiştir.

Bu çerçevede de parti programının hazırlanmasını, Haki Karer’in katliamının intikamının alınmasını, Halil Çavgun’un katledilmesinin intikamı olarak, Hilvan Direnişinin geliştirilmesini ve zafere taşırılmasını, bu temelde ajanlaşmış yapı, kurum ve kişilere karşı devrimci şiddet temelinde Kürdistan’ın dört bir yanında geliştirilen devrimci eylemliliği esas almak, söz konusu adımı gerçekleştiren pratikler olarak görmek gerekir. Bir Önderlik doğuşu gerçekleşebilir, bir ideolojik çizgi devrimci temelde oluşabilir, ama bu aynı biçimde devrimci örgütsel öncülüğün gerçekleşmesi olduğu anlamına gelmez. Önderliksel ve ideolojik şekillenmeler, örgüt ve eyleme dönüşemeden, pratikleşemeden tasfiye olabilir ya da yok edilebilirler. Katledilerek ya da revize edilerek böyle bir olumsuz sonuçla karşılaşabilirler.

İşte söz konusu adımlarla, pratik çabalarla Önder Apo öncülüğünde katliam önlenmiş, revize edilmenin önü alınmış, gerekli pratik adımlar atılmış, onun istediği cesaret ve fedakârlık yaratıcı bir çizgide gösterilmiş ve bütün bunların sonucu devrimci bir öncülük olarak, PKK'nin kuruluşunu gerçekleştirmiştir. 26-27 Kasım 1978 tarihinde Lice’nin Fis köyünde yapılan kongreyle resmi olarak PKK kuruluşu ile bu süreç başarılı bir biçimde tamamlanmış, Önderliksel doğuş ve ideolojik çizgi parti örgütlenmesi ile taçlandırılmıştır. PKK öncülüğünün gelişim sürecinde üçüncü adım olarak eylem çizgisinin şekillenmesini, yani fedai militan çizgide direniş kararının verilip pratiğinin geliştirilmesini görmek ve ifade etmek gerekir. Bu konuda da başlangıç 1982 büyük zindan direnişi, onu devam ettiren ise 15 Ağustos 1984 Eruh ve Şemdinli eylemleriyle başlayan, tarihi gerilla hamlesi olmaktadır. Önderliksel doğuşu ve PKK kuruluşunu özüne ve çizgisine uygun devrimci bir ruh ve anlayışla eyleme geçiren, onu kendi gerçeğine uygun bir eylem çizgisi haline getiren adımlar kesinlikle büyük zindan direnişi ve 15 Ağustos 1984 gerilla hamlesi olmaktadır. Dikkat edilirse direniş çizgisi esas olarak zindan direnişiyle yaratılmıştır. Özgürlük ve demokrasi için fedai çizgisindeki direnişe zindanda karar verilmiştir.

Bu kararı veren birinci kişi kuşkusuz Mazlum Doğan’dır. 1982 Newroz’unu Demirci Kawa’nın Asur’u yenen devrimci çıkışının, çağdaş olarak yenilenmesi biçiminde gerçekleştirdiği, 12 Eylül faşist askeri rejimini ve onun dayandığı inkâr ve imha sistemini yenilgiye uğratan eylemsel çıkıştır. Bu çıkış 17 Mayıs 82’de Ferhat Kurtay ve arkadaşlarının kendilerini yakmasıyla gelişmiş, 14 Temmuz 1982 günü Hayri Durmuş ve Kemal Pir’in büyük ölüm orucu direnişini başlatmasıyla hem çizgi oluşmuş hem geri dönülmez hale gelmiş, hem de zafer kazanılmıştır. PKK'nin fedai militan eylem çizgisi bu temelde ve böyle bir mücadeleyle yaratılmış, özgürlük için tarihi direniş kararı 1973 Newroz’unda örgütsel temeli atma biçimindeki tarihi kararı eyleme dönüştürme düzeyine taşıyan yeni kararlaşmayı zindan direnişi gerçekleştirmiştir. Zindanda özellikleri netleşen ve ideolojik zafer kazanarak başarısını kesinleştiren bu direniş kararı, 15 Ağustos 1984’te Mahsum Korkmaz öncülüğündeki Eruh ve Şemdinli eylemleriyle tarihi gerilla hamlesine dönüşmüştür. Zindanda Önderliksel çıkışın, partileşmenin ve zindan direnişinin gerçekleştirdiği kararlaşmayı 15 Ağustos gerilla hamlesi topluma taşımış, gerillayla taçlandırmış, zafer kazanan bir örgüt ve eylem gücü haline getirmeyi bilmiştir.

 

Kadın Özgürlük Çizgisinin Gelişimi Devrim İçerisinde Devrimdir

 

PKK öncülüğünün gelişip ulusal boyutları aşarak, bölgesel ve küresel bir etkinlik kazanmasındaki dördüncü pratik adım olarak, kadın özgürlük çizgisinin ve bu temelde özgür kadın örgütlülüğünün ve eylemliliğinin geliştirilmesini görmek ve değerlendirmek gerekir. Kadın özgürlük çizgisinin böyle bir süreçte geliştirilmesinin Önderliksel çıkış ve ideolojik şekillenmeyle bağı olduğu kadar, zindan direnişinin ve 15 Ağustos atılımının başlattığı gerilla hamlesiyle de kopmaz bağlarının olduğunu görmek gerekmektedir. Kadın özgürlük çizgisinin geliştirilmesi ve kadın devriminin bir yandan Önderliksel çıkış ve ideolojik çizginin oluşumunu, kadın özgürlüğü temeline oturtarak daha tam, yeterli toplumsal özgürlüğü gerçekleştirecek bir temele kavuşturmayı sağladığı gibi, başlatılan gerilla direnişini her türlü saldırı karşısında kadının büyük cesaret ve fedakârlığını da katarak yürütülmesini sağladığını da görmemiz gerekir. Bu temelde PKK'nin ideolojik çizgisi aslında hiyerarşik ve iktidarcı zihniyet ve siyasetten kopmayıp, dolayısıyla devletçi paradigmadan kopuşun, toplumsal özgürlüğü kadın özgürlüğüne bağlayan bir derinleşmeyi sağlamayı ifade ettiğini görmemiz gerekiyor. Bu Önderliksel çıkış nasıl ki o zamana kadar Kürdistan'da var olan geleneksel önderlikler ve milliyetçi ideolojiyi aşmayı ifade eden bir ideolojik devrim özelliği taşıyor idiyse, 15 Ağustos atılımından sonra 1986 PKK 3. Kongresinden itibaren geliştirilen kadın özgürlük çizgisinin ve kadın devriminin de PKK'nin ideolojik özgürlük çizgisinde yeni bir özgürlüksel devrim, devrim içinde devrim, yeni bir ideolojik devrim olarak görmek ve değerlendirmek kesinlikle gerekir.

Bu temelde Önderliğin Fatma’yla mücadelesi ve Fatma’nın aşılması kadın sorununun gündemleştirilerek mevcut aileciliğin ve toplumsal ilişkilerin eleştirilmesi, kadın özgürlük bilincinin geliştirilerek gerillada kadına yer açılıp, kadının gerillaya katılarak partide özgürlük eylemine daha güçlü katılımının önünün açılmasıdır. 1990’dan itibaren başlayıp gelişen ve bütün Kürdistan'a yayılan serhıldanların özünde bir kadın çıkışı ve kadın devrimi olmasıdır. Zelê’de ve Amed’te işbirlikçi çeteciliğin ve tasfiyeciliğin geliştirmeye çalıştığı, geleneksel kadın anlayışına karşı, 1995 yılı 8 Mart’ında gerçekleştirilen YAJK Kuruluş Kongresini, buna dayalı olarak özgün kadın gerillacılığının örgütlendirilip, geliştirilmesini, bu temelde kadın özgürlük çizgisinin ilkelerinin kadın kurtuluş ideolojisi temelinde somutlaştırılıp ilanı PAJK kuruluşuna, oluşumuna kadar giden bütün süreçlerin böyle bir adımın gerçekleşme süreçleri olarak görmek ve değerlendirmek gerekir. Kuşkusuz belli bir zaman almış bu adım da kendi içerisinde farklı adımlardan oluşmuştur. Hem ideolojik hem örgütsel hem de eylemsel olarak yeni bir şekillenme olması itibariyle, elbette böyle bir sürece yayılmış olması hem gereklidir hem de anlaşılırdır. Burada önemli olan kadın özgürlük çizgisinin ve özgür kadın devriminin başlatılmasının, PKK'nin ideolojik çizgisinde bir devrim olduğunun bilinmesi, PKK çizgisini zafere taşımak üzere başlatılan gerilla hamlesinin başarıya götürülmesinin garantisi, temel bir gücü olarak ortaya çıkmış olmasının anlaşılmasıdır.

PKK öncülüğünün bölgesel ve küresel boyut kazanmasında beşinci pratik adım olarak, 1990’ların başında gelişen serhıldanları ve bu temelde ortaya çıkan demokratik uluslaşma sürecini ele almamız ve görmemiz gerekiyor. Nasıl ki Önderliksel çıkış ideolojik grup oluşturma, partileşme, kapitalist modernite sisteminden kopmayı ifade ediyorduysa, kadın özgürlük devriminin başlaması bu kopuşu kadın özgürlük çizgisinde çok daha köklü ve dönülmez hale getiriyor idiyse, serhıldanlar ve demokratik ulus oluşumu da toplum olarak düzenden kopmayı, sistemden kopuşu gerçekleştirmeyi, yeni bir toplum, alternatif bir toplum, demokratik ulus toplumu haline gelmeyi ifade etmektedir. Bu bakımdan ulusal diriliş devriminin temelinde demokratik ulus doğuşu, 90’ların başından itibaren serhıldanlarla birlikte başarıyla gerçekleştirilmiştir. Bu temelde Kürt toplumu iktidarcı-devletçi sistemden, kapitalist modernite düzeninden kopmuş, kendisine dayatılan inkâr ve imhayı ve kültürel soykırımı tümden reddeden hale gelmiş, bunlara alternatif olarak kadın özgürlük çizgisinde ve demokratik komünalizme dayalı yeni bir alternatif toplum olmayı, bu toplumun yaşam ve yönetim yapısını ortaya çıkartacak adımları gündemleştirmeyi gerçekleştirmiştir. Bu biçimde Önderlik partileşmiş, parti gerillalaşmış, gerilla halklaşmış, kadın öncülüğü bütün bunlara damgasını vuran bir öncü hareket haline gelmeyi başarmıştır. Böylece Kürdistan'da Kürt sorununun gerçekleşebilir özgürlükçü çözümünün pratik adımları atılmaya başlanmıştır. Serhıldanlar ve ulusal diriliş devrimi temelinde başlayan demokratik uluslaşma süreci, çeşitli ulusal demokratik kurumlaşmaları adım adım geliştirerek, kendisini demokratik yerel yönetimler nezdinde örgütleyen, özgür yaşamını kendi eliyle sağlayan, kendisini ayrı bir kimlik olarak demokratik kurumlarda temsil etmeyi başaran bir noktaya getirmiştir.

Aslında demokratik ulus çözümü 90’ların başından itibaren, Kuzey Kürdistan öncülüğünde başlamıştır. Bakurê Kürdistan'daki adım, yurt dışında bulunan Kürtler düzeyinde yeni bir toplum olma biçiminde şekillenmiş, yine Rojava Kürdistan'ı derinden etkileyerek, Rojava Kürdistan’ında onu takip eden, demokratik uluslaşma adımının atılmasını sağlamıştır. Başurê Kürdistan'da doğrudan olmasa da dolaylı etkiyle sistemi, Kürtlere bazı haklar vermeye zorlayacak adımlar attırmış, Rojhılat Kürdistan'ı da etkileyerek gençlerini ve kadınlarını Kürdistan bütünlüğü içerisinde diğer parçalardaki mücadeleye büyük bir coşku ve fedakârlıkla katılım sağlar hale getirmiştir. PKK'yi ulusal öncülük olarak şekillendiren, pekiştiren ve pratikleştiren temel adımlar esas itibariyle belirttiğimiz bu beş adım olmuştur. Bu adımlar temelinde Kürdistan'da PKK öncülüğü bir iddia olmaktan çıkmış bir gerçeklik haline gelmiştir. Bilinç, ruh, irade, örgütlülük ve yönlendirme olarak Kürt toplumuna öncülük eden bir konum kazanmasını sağlamıştır. Bundan sonraki süreçte atılan adımlar ve bu temelde sağlanan gelişmeler bir yandan ulusal öncülüğü pekiştirir, dolayısıyla Kürt sorununun çözümünü daha çok geliştirirken, diğer yandan da PKK'nin daha fazla Kürt ulusal sınırlarını aşarak bölgeselleşmesi ve küreselleşmesi, dolayısıyla bölgesel ve küresel öncülük iddiasını taşır hale gelmesini sağlatmıştır.

 

Last modified on Cumartesi, 16 Mart 2019 16:53
Rate this item
(0 votes)